Derneğimize bağışta bulunan A.A., 2014’te burs kazanarak Türkiye’ye lise eğitimi almak için geldi. Liseden mezun olduktan sonra Tıp Fakültesi’ni kazandı ve beş senedir Türkiye’de bir üniversitede Tıp alanında eğitim almakta.


Deprem olduğu gece yurtta arkadaşlarıyle birlikte olduğunu ve sarsıntının yarattığı panikle hep birlikte dışarıya çıktıklarını söyledi. Depremin bu kadar büyük etki yaratacağını ve yıkıcı olacağını beklemediğini ve Türkiye’nin kaybına çok üzüldüğünü belirtti. “Türkiye’nin sevinci, bizim sevincimiz; acısı, bizim acımızdır. Biz bu topraklarda yaşıyoruz; bu ülkede eğitim görüyoruz, ekmeğini yiyoruz, suyunu içiyoruz. Bize tanınan bu fırsatlar için minnettarız, bu yüzden depremzedeler için elimizden geleni yapmaya kadar verdik. Deprem olduktan birkaç gün sonra biz de daha güvenli bir yere geçtiğimiz ve yerimizden olduğumuz için fazla bir şey yapamadık fakat daha sonra KUDER (Kayseri Uluslararası Öğrenci Derneği)’in de yönlendirmesiyle Afgan Mülteciler Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği’ne depremzedeler için kıyafet bağışında bulunmak istedim. Daha sonra pasaportumu kaybettiğimi fark ettim. Bu duruma çok üzüldüm, hatta yeni pasaport almak için konsolosluğa gitmeyi planladım. Daha sonra ARSA Derneği’nden Zakira Hanım, size bağışlamış olduğum ceketimin cebinde pasaportumu bulduğunuzu iletmek için benimle iletişime geçtiğinde çok sevindim. Çok teşekkür ederim!” şeklinde ifade etti.

Türkiye’nin yaşadığı bu kriz zamanlarında mültecilere yönelik nefret söylemleri ile Suriyeliler ya da Afganlar gibi çeşitli gruplar açıkça hedef gösterilmesini çok üzücü bulduğunu belirtti. “Göç, bir gerçeklik ve zorunlu olarak yapılan bir eylem; dünya tarihinin ve insanlığın doğal bir eylemidir. Örneğin, Malazgirt Savaşı sonrasında Türkler Anadolu’ya göç etti. Bir çok sebepten dolayı insanlar farklı ülkelere göç ediyor ve çoğu da geri dönemiyor.” dedi. Mültecilere dönük tırmandırılan ırkçılık ve nefret dili hususunda önleyici tedbirler alınmasının gerekliliğinden bahseden A.A., “Toplum içi gerginliği ve düşmanlığı tetikleyen durumlara fırsat tanımamalıyız. Bu acı hepimizin acısı.” dedi.

Biz de Afgan Mülteciler Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği olarak, kendisine ve çevresine depremzedelere yönelik yardımlarından dolayı teşekkürlerimizi sunar ve hem eğitim hayatı hem gelecek yıllarda doktor olarak sağlık hizmeti alanına sunacağı hizmetler için başarılar dileriz.

Bu röportaj, aynı zamanda bir gazeteci olan Sosyal Çalışmacı Meltem Demirel tarafından yapılmıştır.