Turkey, Temmüz 02, 2025 – Son haftalarda, bölgesel çatışmaların ardından İran devleti, Afgan mültecilerin toplu sınır dışı edilmesini benzeri görülmemiş şekilde hızlandırmıştır. Her gün, çocuklar, hamile kadınlar, yaşlılar ve hastalar da dahil olmak üzere binlerce Afgan, hiçbir yasal süreç işletilmeden, bireysel durumları değerlendirilmeden ve Afganistan’daki vahim koşullar dikkate alınmadan sınır dışı edilmektedir. Sadece son bir hafta içinde 100 binden fazla Afgan, zorla Afganistan’a geri gönderilmiştir. Tahminlere göre, 2025 yılına kadar İran’dan 2 milyondan fazla Afgan mülteci zorla sınır dışı edilecektir.

Bu uygulamalar, 1951 Mülteci Sözleşmesi'nde açıkça belirtilen geri göndermeme ilkesinin (non-refoulement) açık ihlali niteliğindedir ve temel insan hakları ile evrensel insani değerlerle tamamen çelişmektedir.

Toplu sınır dışı etmelere ek olarak, İran’da keyfi gözaltılar, siyasi gerekçelerle açılan davalar, güvenlik güçlerinin fiziksel şiddeti, kamuya açık alanlarda yaygın sözlü hakaretler ve Afgan mültecilere yönelik sistematik karalama kampanyaları artmaktadır. İran devlet medyası ve güvenlik yetkilileri, daha önce görülmemiş şekilde Afgan mültecileri İsrail adına casusluk yapmakla suçlamaktadır. Bu asılsız ve kurgulanmış suçlamalar, açıkça iç baskıları meşrulaştırmak ve dikkati dağıtmak için kullanılan bir araçtır.

Oysa şunu unutmamalıyız: Bugün casuslukla suçlanıp bir kez daha yersiz yurtsuz bırakılan bu mülteciler, geçmişte zor zamanlarda sizin yanınızda duran, bölgesel savaşlarda sizinle omuz omuza savaşan, hayatını kaybeden ve yaralanan insanlardır. Yıllar önce, yine sizin yönlendirmenizle, Suriye’ye savaşmaya gönderilen bu genç Afganlar, sizin çıkarlarınız için orada savaştı. O günlerde gücünüz yerindeyken, bu insanlar kahraman sayılıyordu, kimse onlara 'casus' demiyordu. Ama bugün, koşullar değiştiğinde, uydurma casusluk suçlamalarıyla onları aşağılıyor, onurlarını kırıyor ve toplu sınır dışı edilmeleri için zemin hazırlıyorsunuz. Bu, insan hayatını istismar etmenin ve büyük bir haksızlığın en açık örneğidir.

Sınır dışı edilen Afganların ülkelerine dönüş sonrası yaşadığı trajedi ise ayrı bir felakettir. Afganistan, derin güvenlik, ekonomik, eğitim ve sosyal krizlerle boğuşan bir ülke olup, geri dönen mülteciler için hiçbir güvenli ve sürdürülebilir ortam bulunmamaktadır. Uluslararası kuruluşların sınır bölgelerindeki durumla ilgili raporları, barınma eksikliği, yetersiz beslenme, tehlikeli hastalıkların yayılması, psikolojik destek eksikliği ve özellikle kadınlar ve çocuklara yönelik cinsel şiddet vakalarındaki artışı gözler önüne sermektedir.

Bağımsız bir mülteci hakları savunucusu kuruluş olarak ARSA, aşağıdaki noktaları açıkça vurgulamaktadır:

  1. Afgan mültecilere yönelik zorla sınır dışı etme, keyfi gözaltı ve onur kırıcı muameleler açık insan hakları ihlalidir ve derhal durdurulmalıdır.

  2. Afgan mültecilere yönelik asılsız casusluk suçlamaları, baskı ve siyasi oyunların bir parçasıdır ve uluslararası toplum tarafından kesinlikle reddedilmelidir.

  3. İran devleti, uluslararası sözleşmeler çerçevesindeki yükümlülükleri doğrultusunda, özellikle kadınlar, çocuklar ve savunmasız gruplar başta olmak üzere, Afgan mültecilerin temel insan haklarını, onurunu ve güvenliğini korumak zorundadır.

  4. Tüm dünya devletlerini, Birleşmiş Milletler’i, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’ni (UNHCR), Kızılhaç’ı ve insan hakları kuruluşlarını, zorla sınır dışı etmelerin durdurulması, acil insani yardımların sağlanması, tehlike altındaki kişilerin yeniden yerleştirilmesi için güvenli ve yasal yolların oluşturulması ve İran’daki uygulamaların bağımsız şekilde denetlenmesi için acil adım atmaya çağırıyoruz.

  5. Uluslararası toplum bilmelidir ki, milyonlarca Afgan mülteci, İran’ın bölgesel politikalarının ve iç baskılarının mağduru hâline gelmiştir. Bu kriz sadece İran ya da Afganistan’ın iç meselesi değildir; tüm insanlığı ilgilendiren küresel bir insani sorundur ve acil uluslararası müdahale gerektirmektedir.

ARSA olarak tüm bu krizin mağdurlarıyla dayanışma içinde, küresel vicdana, basına, insan hakları savunucularına ve özgürlükçü tüm insanlara sesleniyoruz: Bu açık adaletsizlik karşısında sessiz kalmayın.

Biz unutmayacağız ve bu ağır insanlık ve mülteci hakkı ihlallerinin sessizlik içinde kaybolmasına izin vermeyeceğiz.

Sığınmacılar & Mülteciler Dayanışma Derneği (ARSA)